16/10/2007

Keşke...

 

Keşke bütün fiziki yakınlıklar gönülleride yakınlaştırsa...
Keşke inanan gençlerin hayatından sevginin yanısıra saygıda hiç eksik olmasa....
Keşke asla Rabbimden başkasına muhtaç olmasam...
Keşke döktüğüm her bir damla yaş değse...
Keşke sevdiğim kadar sevilsem...

Keşke...


Dost edindiklerimin azarlamalarına tahammülümün tükendiği bir anımda düşünecek başka bişey bulamıyorum...

16/10/2007

Serzeniş

"Kimselere inancım kalmadı
Dost deyip sevdiklerimden el aman dedim
Beni benden alıp gidenler arasında
En büyük ızdırabı çektiren sendin...

...Gölge etme başka ihsan istemem senden!"

diyor Sezen Aksu fonda. Yenilgileri düşünüyorum. Birde çok sevdiğim bir dostumun sözlerini.
Diyor ki: "Mutluluklarını korku ve yenilgilerinin gölgelesine izin verme. Mutluluk gündeminin tamamını işgal etsin..."
Güzel diyor... Birde uygulaması kolay olsa...

Son günlerde içimden yalnızca sitem gelmekte. Eski kırgınlıkları yeniden gündeme taşıyıp "el aman" diyerek "dilde dost"larımın önüne kalınca bir çizgi çekip "artık o çizginin arkasında kalın" demek geliyor içimden.
Şairin biri "yalnızlığımı anladığımda çaresiz kaldım" diyor.

Birde hayatımda iyi giden şeyleri düşünüyorum.
Dün bir araya gelen iki harika insanın birleşmesi... İkisi birden gözüm önüne geliyor şuan. Ve tebessüm ediyorum.

Zihnim yazılarım kadar karmaşık...
O daldan bu dala atlamaya devam. Şimdi ise zihnimi yoran insanların söylemlerine ters düşen yaşantıları. Ya inandığımız gibi yaşayıp yaşadığımızı savunalım, yada savunduklarımızı gerçekten yaşayalım...
Yoruyor çok yüzlü insanlar beni...
Allahummağfirli...
Allah'ım sen bağışla...
Önce beni ve sonra günahkar herkesi...
Amin...

16/10/2007

Kalanlar da sahilde bekleyedursun...

Zeytinyağı insanlar zihnimi bugünde meşgul ediyor.
Herşeye rağmen ve her halukarda su yüzüne çıkmayı başaran insanlar.
Kendi kusurlarını örtbas etmek için başkalarına kusur atfedenler...
Annemin sıkça kullandığı bir cümle var:
Suçlu bağırmış, suçsuzun yüreğine indirmiş.

Dünya kötülerin dünyası derdi bir dostum. Nekadar klasik, eskimiş, bayat bir cümle diye geçirirdim içimden, o böyle dedikçe...
Haklıymış işte...

Çekip birilerini önüme, herşeyi konuşmak isterdim.
Açmak isterdim eski konuları ve eski yaraları.
Bir şair dostluk için yaklaşık olarak şöyle diyor.
"Yamalanan bir elbise artık rüzgara karşı eski direncini koruyamaz. Mutlaka bir yerden yeniden sökülüverir."
Öyleymiş...
Türlü bahanelerle her fırsatta beni yaralayan dostlara ne diye bukadar sıkı sarılmışım anlamıyorum.
Gidecek olan buyursun gitsin...

Eh... Kalanlarda sahilde bekleyedursun...
Nasıldı o şarkı?
"Bu sahilde bu sahilde... Bekliyorum bu sahilde... Bu limanda bu limanda, arıyorum bu limanda..."

16/10/2007

...

Üzülmüyorum aslında...
Sadece bazı şeylerin hunharca katledilmesi içimi acıtıyor.
Kolay mı sanki bişeylere son vermek... Bişeylerin tükendiğini görüp içinde ki sancıyı yok saymak...
Var işte... Ve üstesinden gelemiyorum.
Hayatın bir ucundan yakalamış olmanın sevinciyle
biryerlerde dost bildiğim simaların hayatımdan çıkıp gitmesine dair sancılarım...
İkisi bir arada...
Hüzün ve Umut bir arada...
Yine en doğal halimdeyim sanırım.
Ne güzel diyordu şair: "Bilirsin... Hüzün benim en doğal halimdir..."

16/10/2007

Dostun attığı gül...

.....Hallac-ı Mansur, cezbe ve sekir halinde söylediği ve mazur bulunduğu Ene’l-Hak cümlesi yüzünden idama mahkûm edilir. Onu asılacağı meydana getirdiklerinde etrafta mahşerî bir kalabalık vardır. Hallac-ı Mansur darağacını görünce güler ve kalabalık arasında gördüğü dostu Şibli’den seccade isteyerek iki rek’at namaz kılar. Ardından şöyle duâ eder: “Allah’ım burada senin dinin uğruna gayrete düşüp beni öldürmek için toplananların suçlarını affet.”

Bu esnada kalabalık içinden özellikle düşmanları, fırsat bu fırsat diye Hallac-ı Mansur’a taşlar atarlar. Hallac-ı Mansur bunlara ah bile demez hatta tebessüm eder, ama dostu Şibli ağlayarak kırmızı bir gül atınca Hallac-ı Mansur inler ve şöyle der: “Taş atanlar avam takımı, bilmiyorlar, halden anlamazlar. Onların taşı bizi incitmez ama halden anlayan bir dostun attığı gül bile bizi incitti, canımızı acıttı.
......


Dostun attığı gül bile incitiyorsa,
dost sanılanların attığı taşlar?...

Gün geliyor insan dostun elinden atılan gülü dahi arar oluyor!...
Nerede paylaşayım bilemedim, buraya ekledim...
Hallac-ı Mansur'un acısını paylaşmayı diledim. ...